Köpeğin Tarihçesi
Özel Bölüm - Tarih & Hayvanlar

KÖPEK ( CANIS FAMILIARIS )
Carnivora (etçilller ) takımının Canidae ( köpekgiller ) familyasından olan köpek evcilleştirilmiş ilk hayvandır.12-14 bin yıl önce Avrasyada ortaya çıkmış,insanlarla ilişkisi en azından 10 bin yıl önce başlamıştır.Köpekgillerin soyağacı ise 40 milyon yıl önce yaşamış Miacisis dene etçil memeliye kadar uzanır.Onu izleyen Cynodictus ve Hesperocyn cinsleri ilkel birer köpek sayılırsa da birçok etçilin ortak atası olabilecek yapısal özellikler taşırlar. Daha sonra ortaya çıkan Tomarctus cinsi ise büyük olasılıkla tilki,kurt,çakal ve köpeğin atasıdır.Köpek ise çeşitli uzmanlar tarafından doğrudan atası sayılan çakal ve kurtla birlikte Canis cinsine yerleştirilir. Evcilleştirilen köpeğin atası olmaya en yakın aday eskiden bütün Avrupa,Asya,Kuzey Amerikada yaşayan ve çok çeşitli alt türleri bulunan bozkurt'tur. Kuzey enlemlerde yaşayan kurtlar güneydekilerden çok daha iri olduğundan, köpeklerin orta ya da güney enlemlerde yaşayan, daha küçük yapılı bir alttürün soyundan geldiği sanılmaktadır. Bu özelliği taşıyan alttürlerden biri Hindistan' da yaşarken bir başkası da eskiden Çin'de yaşamıştır. Çakal ise Asya'nın güneybatı, Avrupa'nın güneydoğu kesimleri ile Afrika'yı içine alan coğrafi bir dağılım gösterir.
Belki de yiyecek artıkları bulmak amacıyla yerleşim alanları çevresinde dolaşan ve yaklaşan tehlikelere karşı insanları uyararak güven duygusu yaratan bu hayvanlar ile insanlar arasında yavaş yavaş gelişen bir ilişki doğmuştur.Köpek evcilleştirilmeye başladıktan sonra, onu yabanıl akrabalarından ayıracak bazı özellikler oluşmaya başlamıştır. Yukarı kıvrık kuyruk biçiminin olasılıkla ilk köpek soyuna kadar inmesi, bütün köpek tiplerinin ortak bir atadan geldiği görüşünü güçlendirmektedir. Köpeğin ayırt edici özelliklerinden biri de kurdunkilerden daha küçük ve daha güçsüz diş yapısıdır. Anlaşıldığı kadarıyla başlangıçta, daha küçük yapılı, daha küçük dişli ve dolayısıyla eğitilmesi ve denetlenmesi daha kolay olan hayvanlara yönelik bir yapay seçme uygulanmıştır.
Eldeki kanıtlar evcil köpeğin büyük bir hızla her iki yarıküreye ve tropik iklimlerden kutup bölgelerine kadar tüm yeryüzüne yayıldığını göstermektedir. Avrupalılar Kuzey Amerika'ya ayak bastıklarında, kendi köpeklerini de oraya götürdüler. Ama tüm Yerli kabilelerinde zaten köpek beslenmekteydi. O sıralarda, Kuzey ve Güney Amerika'da en azından 20 köpek soyu bulunuyordu. Meksika tüysüz köpekleri ve Eskimo köpekleri dışında bunlardan çoğu yok olmuştur.
Avustralya'da evcil köpekten farklı bir tür olan dingo bulunur. Yabanıl bir hayvan olan Dingo, bazen yarı evcilleşmiş biçimde Yerli köylerinde yaşar. Dingonun ataları büyük olasılıkla birkaç bin yıl önce, ilk göçmenler tarafından Avustralya'ya getirilmiş ve bu hayvanlar sonradan yabanıllaşmıştır.
Afrika'da yazılı tarihin başlangıcından beri köpeklerin bulunduğu bilinmektedir. Yerli köpek soylarından varlığını sürdüren basenji, ekvator bölgelerindeki Pigmeler tarafından günümüzde de beslenmektedir.
Aynı genel köpek tiplerine yeryüzünün hemen her yerinde rastlanmakla birlikte, fiziksel yapılan ve davranış özellikleri birbirine çok benzeyen birçok tip ortadan kalkmış, eski soyların çoğu ya tümüyle yok olmuş ya da büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Ama Eski Mısırlıların kutsal saydığı köpek salukiye, Babil ve Hitit sanatında kullanılan köpek figürleri Kangal çoban köpeğine benzer.
Aralarındaki önemli biçim, renk ve desen farklarına karşın tüm evcil köpekler Canis familiaris türündendir ve günümüzdeki 200'ü aşkın soy, tümüyle insanlar tarafından seçmeye dayalı ıslah yöntemiyle ortaya çıkan tiplerin kendi içinde üretilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Kurtlarda görüldüğü gibi köpeklerde de toplu halde yaşama ve sürü önderini izleme güdüsü çok güçlüdür. Bu duygu köpeklerin insanlara yönelmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların beslemekten hoşlandığı evcil hayvanlardan olan kedinin tersine köpek, bağımsız ve yabanıl bir yaşama kolay kolay alışamaz. Sürü içinde yaşamaya ve sürü önderinin koruyuculuğuna büyük gereksinim gösterir. Bakımını üstlenen insan da gerçekte sürü önderinin yerini alan bir unsurdur.
İnsan tarafından evcilleştirilen ilk köpek bir kurt idi. Dünyanın pek çok bölgesinde evcilleştirmenin tarihi muhtemelen on iki yüzyıl öncesine uzanır. Idaho'daki Beaverhead Dağları'nda, Avrupa, Asya ve Kolombiya'da, hepsi aynı döneme ait bulgulara rastlanmıştır.İnsan ile köpek arasındaki dostluk tarihte görülen en eski ve en uzun süreli dostluklardan biridir. Hayatın bütün iniş çıkışlarında,barışta ve savaşta, sefalette ve zenginlikte, sanat, avcılık, savunma, spor, arkadaşlık ve bilimsel buluşlarda köpek daima insana eşlik etmiştir. Yakınlarda bir İngiliz filozofu, köpeğin "insanlığın şerefli bir parçası" olarak anılmayı hak ettiğini belirtmiştir.
Köpeğin Tarihçesi
Köpeğin tarih öncesi gelişimini anlatmadan önce gelin kızılderililerin inandıkları bir efsaneye kulak verelim,
Kaliforniya'nın Kato kızılderilelerine göre,Tanrı Nagaicho dünyayı yaratmış.Önce gökyüzünün dört köşesine sütunlar yerleştirerek gökyüzünü yukarıya kaldırmış ve böylece yeryüzünü açmış.Sonra bu yeni dünyada bir geziye çıkmış ve onu dolduracak şeyler yaratmış.
Efsaneye göre erkek ve kadınlar topraktan yapılmış.Nagaicho ayağı ile toprağa sürttükçe dereler ve ırmaklar oluşmuş ve herbir hayvan yaratılarak dünya üzerinde yerine konulmuş (yani köpek dışında herbir hayvan).Hikayenin hiçbir bölümünde Tanrı Nagaicho'nun köpeği yarattığından söz edilmiyor.Aslında Nagaicho dünya üzerindeki gezisine başladığında her zamanki gibi yanına köpeğini de almış.Çünkü tanrı nın hep bir köpeği varmış.Herhalde Kato'lar için bir insanın köpeksiz yaşayabileceği düşünülemiyordu.Köpek herzaman vardı.Dünya yaratıldıktan sonra köpek sahibinin yanında yürümeye devam etmiş,etrafı koklamış ve Nagaicho'nun sözlerini dinlemiş;"Bak bu deredeki su ne kadar temiz.Tüm diğer hayvanlar onu bulmadan önce sen biraz içmek istemezmisin?" Bir süre sonra ikisi birlikte kuzeye yürümüşler.Tanrı ve köpeği.
Köpek ve onun çok büyük bir olasılık ile atası olan "Kurt" (Canis Lupus) un geçmişi tam olarak açıklanamamıştır.Fakat birçok biyolojist köpek ve kurt'un atası olarak ilkel etobur olan ve "Miacidis" (Miacis)olarak adlandırılan ağaçta yaşayan hayvanı kaynak göstermektedirler.Bu hayvan hemen hemen kediden daha büyük idi,bacakları kısa,vücudu,dik kulakları ve kuyruğu bugünkü köpekten çok daha uzundu.Miacis günümüzden 52.000.000 yıl önce Eyosende yaşamışdı.Bu hayvan iki köpek dişine sahip olduğu için bugünkü kurt, köpek ve ursidae (ayılar) ve felidae (kediler) in atası sayılıyor. Bugün "Miacidis" soyundan gelen hayvanları sansar,gelincik olarak kısa boyda uzun yapılı ve etobur olarak görmekteyiz.
Kurtların ataları "Paleocene" çağda bundan 60.000.000 - 30.000.000 önce gelişmeye başladı.Köpek ve kedigiller iki ayrı familyaya ayrıldılar.İlk olarak "Oligosen Çağı" nda köpeğe benzer ilk yaratık "Cynodictis" 12.000.000 yıl önce kedi ve köpeğin birbirinden ayrı olarak gelişmeye devam ettiği dönemde görülmeye başlandı.."Cynodictis" iki türe ayrılmış idi.Bunlardan birincisi sırtlana çok benzeyen ve kedimsi özellikler taşıyan "Cynodesmus"; ve kurtlar ile köpekler-çakallar ve tilkilerin diğer bir atası "Tomarctus".
Kurtların ise bundan 2.000.000 - 3.000.000 yıl önce ortaya çıktığı sanılmaktadır.İlk gri kurt (Canis Lupis) Asya ve Euroasya da Pleistocene çağının ilk zamanlarında görüldü."Korkunç Kurt" olarak adlandırılan (Canis Dirus) ise gri kurttan daha büyük ve güçlü idi bugünkü modern kurt'a oldukça benzemekle birlikte 1.5 metre uzunluğa ve 50kg ağırlığa sahipti.Çene yapısı bugünkü kurttan daha büyük ve geniş idi,bununla birlikte daha kısa bacak yapısına sahipti ve muhtemelen bugünkü kurt kadar hızlı koşamıyor idi.Bu iki tür 400.000 yıl kadar birlikte yaşadılar.Bundan 16.000 yıl önce muhtemelen iklimde yer alan değişikliğe bu tür uyum sağlayamadı ve aynı zamanda bu iklim değişikliğinden av hayvanlarıda etkilendiğinden zamanla bu türün yeryüzünden silinmesine zemin hazırladı.Tarihimizden 7.000 yıl kadar önce ise "Gri Kurt" (Canis Lupis) günümüzün ilk kurt ve dolayısı ile köpeklerin yaratıcısı olarak kuzey Amerika'da yerini aldı.
"Canidae" (Latince Köpekgiller anlamına gelmektedir.) ailesindeki yeniden yapılanma ise bundan 15.000 yıl önce "Gri Kurt" ve "Kır kurdu" nun hayatta kalması ile sağlandı."Korkunç Kurt" ise artık hayatta değildi.Paleontolojistler bu üç türün evrimleşmesini çok ilginç bulmaktadırlar.Bu üçtür aynı yerde,aynı zamanda olmasına rağmen herbiri "Canis" dünyasında farklı gelişim izlemiş idi.Tek bir tür diğerleri üzerinde kesin etki bırakmamışdı.
Köpeğin evrimleşmesi ise hala ayrı bir tartışma konusudur.Bazı uzmanlar köpeğin kesinlikle kurtdan türediğine inanırken diğerleri köpeklerin atasının yalnızca kurt değil, birkaç değişik hayvan olduğunu belirtiyorlar.Amerika'da memelilerin geçmişini araştıran kurum (American Society of Mammologist ) köpeğin kurtdan türediğini ve kurdun bir alt türü yani "Canis Lupus" familyasından olduğunu söylemekte ve bunu köpeğin kurt'a çok benzeyen genetik yapısına bağlamaktadır.
Bugünkü köpek ırklarının ortaya çıkması ise yıllar süren bir seleksiyonun ürünüdür.
İnsanoğlu - Kurt - Köpek ve Kurtun İnsanoğlu Yaşamı Üzerindeki Büyük Rolü.
İnsanlarla,kurtlardan türemiş olan köpekler arasındaki bağlılık,insanoğlunun yazıyı buluşundan;yani Tarih çağının başlangıcından daha eskidir.Bu yüzden insanlar ile kurtların ne zaman biribirlerine ne zaman rastladıklarını birbirlerine ne zaman ilgi duymaya başladıkalrını bilmiyoruz.Ancak ekoloji ve etnoloji uzmanlarının ortak görüşlerine göre insanlar ile kurtlar ilk kez 20.000 yıl önce "Mezolotik çağ" da Avrasya ve Kuzey Amerika kıtalarının buzullarla kaplı bölgelerinin güneyinde yer alan geniş kırsal alanlarda dolaşan ve çift tırnaklı hayvanları avlarken karşılaşmış olmalıdırlar.
İnsanlar ile kurtlar,sanıldığına göre birbirlerinin atrıklarıyla beslenirken,sonraları birlikte yiyecek aramaya başlayıp,birbirinin avladığını diğerinin saldırarak çalması alışkanlığını edindiler.
Alman Biyolog John Allman "Evrimleşen Birimler" (Evolving Brains) adlı kitabında kurtu evcilleştirmenin modern insanın gelişiminde çok önemli bir devrim olduğunu öne sürdü.Biyolog Almann yaklaşık 135.000 yıl önce modern insanın atası "Homo Sapiens" in günümüzdeki köpeklerin atası olarak kabul edilen yabani kurtları evcilleştirdiğini,bununda ona diğer insan türlerine karşı üstünlük sağlamasına yol açtığını belirtti.
Almann'a göre 140.000 yıl önce dünya üzerinde insan cinsinin üç türü yaşama savaşı veriyordu.Bunlardan "Homo Sapiens" vahşi kurtlarla geliştirdiği ittifak sayesinde rakipleri "Neandertal" insanı ve "Homo Erectus" a karşı kesin üstünlük sağladı.İşin ilginç yanı Avrupa'da yaygın olarak Neandertallerle Asya'da yaygın olan "Homo Erectus" kurtların en başarılı türü "Canis Lupus" ile aynı yaşam alanlarını paylaşıyorlardı.Ama kurtları evcilleştirme başarısını,140.000 yıl önce kurtların yaşamadığı
Afrika'dan dünyanın diğer bölgelerine yayılan "HomoSapiens" gösterdi.Kurtları ilk kez Avrupa ve Asya'da tanıyan "Homo Sapiens" o günden bugüne süren bir insan - hayvan dostluğunun temelini de attı.
Kurtların dayanıklıkları,keskin koku alma ve işitme duyularının yardımıyla "Homo Sapiens" daha iyi bir avcı haline geldi,yırtıcı hayvanlardan daha iyikorundu ve daha önce girmeye korktuğu vahşi coğrafyalarda hayatta kalabilme şansına sahip oldu.Modern insanın ataları,evcilleştirilmiş kurtlar sayesinde,rakip türlerin aleyhine dünyanın her kçşesine yayılmayı başardı.
Almann, kurt'la insanın yeryüzündeki en gelişmiş iki memeli türü olduğuna dikkat çekiyor.Kurdukları başarılı ittifakın sırrını şöyle açıklıyor.
"Bu iki memeli türü,benzer toplumsal davranışlar gösteriyor.Birçok memeli hayvanda yavruların bakımı yalnızca annenin sorumluluğundayken,kurtlarda tıpkı insanlardaki gibi çoçukların yetiştirilmesiyle bütün topluluk ilgileniyor.Kurt sürüsü ava çıktığında,aynı ilkel insan toplıuluklarında olduğu gibi bir dişi kurt yuvada kalarak tüm sürünün yavrularına bakıyor."
Uzun zaman süreci içinde kurtlarla ilgili bir takım yararlı bilgiler edinen insanlar,yakaladıkları kurt yavrularını kendi obalarında yetiştirip beslemeye başladılar.Bu yavrular keskin koku alma duyularıyla iz sürerek,kovalayarak,hatta yakalıyarak avcılara avlanmada yardım edebiliyorlardı.Daha sonra ise bu kurtlardan bazılarının iyi alıştıklarında yabani sürülerini belli bir yöne doğru sürebildikleri,sürüden birkaç hayvanı ayırabildikleri,kesim zamanına kadar hayvanlara bekçilik edebildiklerini gördü.
Uzmanların ortak görüşleri köpek türünün evcilleştirilen ilk hayvan türü olduğu;daha önemlisiidiğer hayvanların evcilleştirilmelerinde de köpeklerin temel bir rol oynadıkları yolundadır.Arkeolojik bulgulara göre,evcilleştirilen ikinci hayvan türü "Ren Geyiği" dir.Yine uzamanların kanısınca,insanoğlu Ren Geyiklerini daha sonraları "keçileri","koyunları","sığırları","domuzları" vb, hep önceden evcilleştirdiği köpeklerin yardımıyla yakalamış,evcilleştirmiş ve üretebilmiştir.
Tarım ve hayvancılık bugün de insanoğlunun binlerce yıllık yaşamında en önemli iki aşama olma özelliğini koruyor.Hemen hemen aynı sıralarda ortaya çıkan bu iki gelişme,o çağdaki insanların çevre koşullarında meydana gelen büyük çarptaki olumsuz değişmelere karşı bulduğu çok başarılı çözümdür."Mezolotik Çağ" ın sonlarına doğru,hava koşulları değişerek sıcaklık arttı.Buzullar eridi insanların özgürce dolaştıkları geniş tundralar sık ormanlık alanlara dönüştü.Bu durumda atalarımız için bir yerden diğerine gitmek ve avlanmak zorlaştı.Gerçi insanoğlu köpekleri evcilleştirmeseydi de "Mezolotik Çağ" sonrasının rutubetli ortamına uyum sağlamak için başka çözüm yolları bulabilirdi.Ancak bu durumda insanlığın bugünkünden bütünüyle farklı bir yaşam ve kültür biçimine yönelmiş olacağı da hemen hemen kesindir.
Genetik yönden insanlar "Primatlar" a yakın oldukları halde köpekler "Rakun-Ayı" grubundandırlar.Bununla birlikte,davranışları ve yaşadıkları çevre ile ilgili bilgiler göz önüne alınırsa;insanın ve köpeğin birbirlerine,başka hayvanlara göre,çok daha fazla benzedikleri sonucuna varılabilir.Her ikisi de tüm memeliler arasında,farklı koşullara fiziksel bakımdan en iyi uyabilme ve en ileri düzeyde eğitilebilme özelliklerini taşırlar.Her ikiside (Bitkisel-Hayvansal kökenli) hemen her besini yiyebildiklerinden her yerde yaşar,iklim-çevre-besin kaynakları v.b yönlerinden çoğu memelileri olumsuz etkileyen koşullardan zarar görmezler.
İnsan da, köpek de yapıları bakımından herhangi bir yaşam biçimine göre "uzmanlaşmış" özellikte olmadıkları gibi;genetik yönden de esnektirler.Yani "temel yapısal özellikleri" belirgindir,ama bir takım "ek özellikler" gerekli koşullara göre temel yapıya eklenebilir veya çıkartılabilir.Örneğin "Homo Sapiens" türünün ilk birbirlerinden çok farklı ırklarının bulunmasına karşın,bizlr bu durumu "Tüm insanlar aynı soydandır ve kardeştir" deyimiyle benimseriz.Aynı şekilde "Canidae Ailesi" de kurt.çakal ve köpek gibi birbirinden farklı görünüşteki türkleri kapsar,ama aslında bu üç tür de tıpkı insan ırklarında olduğu gibi aynı genetik özeilliklere sahiptir.Yani bu türlerin hepside kendi aralrında ürüyebilir ve sonuçta üretken olan yavrular doğurabilirler;yapı olarak da birbirlerine benzerler.Sunuç olarak "Canidae" ailesi arsındaki farklılıklar,Kafkasya yöresinde yaşayan uzun boylu insanlarla Afrikalı cüce Pigmeler arasındaki farklardan daha fazla değildir.
İnsanlar ve köpek soyları birbirlerini ilk kez tanıdıkları eski çağlarda bile,kendi toplulukları içindeki farklı yetenekli üyeler arasında birlik oluşturmaya önderlik etmeye veya buyruk altına altına girmeye koşullanmış bulunuyorlardı.Bunun sonucu olarak örneğin bir insan toplulluğu içine alınan yavru kendi sürüsünün önderine boyun eğermişçesine bir insan önderin buyruğuna kolayca girebiliyordu.
Topluluk biçiminde yaşayan tüm hayvanlar gibi insanlar kendi aralarında,iletişimle anlaşırlar.Ayrıca bu iletişim yöntemi de temelde her iki cins için ortaktır.Sesler ve hareketler.... Gerçi biri diğerinin "dilini" tam olarak öğrenebilmiş değildir; ne varki,aralarında geliştirmişl oldukları "Homo-Canis" diliyle duygularının hemen hepsini,bigilerin ise çoğunu karşılıklı olarak birbirlerine iletebilmektedirler.Balinaların "şarkıları " ile şempanzelerin "imgeleri" bir yana bırakılırsa farklı türler arasında en gelişimiş iletişim,insanla köpek arasında olandır.
Biz insanların köpeklere karşı duyduğumuz ilgiyi doğuran bir başka etken daha var;ancak önemine karşın bunun açıklaması pek kolay değil;çünkü bu konu somut ve fiziksel olmaktan çok,soyut ve fizik-ötesi alana giriyor.İnsan oğlu kendi varlığının bilincine erdiğinden buyana başka hayvanlara ilgi ve yakınlık duymuş,hayvanlara bağlanmak,duygusal ve kültürel yüceliğin simgesi olagelmiştir.İnsanlar evlerinde ve yakın çevrelerinde besledikleri hayvanlar,karıncadan,file kadar pek çok çeşitlilik gösterir ama bu geniş yelpazenin içinde köpekler her zaman önde gelmişlerdir.
Bu yakınlığın başlangıcı ile ilgili olarak "Yumurta mı tavuktan,yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar?" sorusuna benzeyen bir soru var ki,yanıtı kesin olarak bilinmiyor.Acaba ilk insanlarda önce hayvan sevgisi mi ortaya çıktı,yoksa atalarımız önceden köpeklerden yararlanmak için onları evcilleştirdiler de,sonradan buna dayalı olarak mı hayvan sevgidi doğdu.?
Hayvan sevgisi nasıl ortaya çıkmış olursa olsun,arkeolojik bulgulara göre günümüzden 5.000 yıl,hatta daha önce Avrasya,Afrika ve Kuzey Amerika'daki "Neolotik Çağ" köylerinde insanlarla köpekler birarada yaşıyor;o dönem insanları köpeklerden avcılık,çobanlık,iz sürme hatta yük taşıma-çekme gibi işlerde yararlanıyorlardı.Bütün bunlara ek olarak köpekler,insan ların besin artıklarını yiyerek bir çeşit çöpçülük yaptıkları gibi,kendileri de besin kaynağı oluşturuyorlardı.
Birbirlerinden uzakta ve ayrı ayrı yerlerde bulunan" Neolotik Çağ " köyleri o dönemde her halde birer "genetik labaratuvarı" işlevi görmüş olmalıdırlar.Buralarda yaşayan atalarımız.çeşitliözelliklerden birkaçına birden sahip köpeklerle işe başlayıp,onların üremelerini yönlendirerek (kim bilir belki de kuşaklara ara sıra kurt veya çakal kanı da katarak) oldukça kısa sayılabilecek bir zaman içinde farklı ırklar elde ettiler.Öyle ki,Tarih Çağı'nın başlangıcında,bugün bildiğimiz (bekçi,av,süs,iş vb) başlıca köpek ırklarının hemen hepsinin ataları ortaya çıkmıştı.Geziler kolaylaşıp yaygınlasştıkça,evcilleştirlmiş köpekler,tecim,hatta armağan konusu olmaya başladılar.Tüccarlar,savaşçılar uğradıkları sapa köylerde görüp rastladıkları ilginç ırkları alıp besliyerek büyüttüler çağlar boyu süregelen bu işlemler sonucu bugünkü köpek ırkları ortaya çıktı.
İnsanlarla köpek arasındaki ilişki,ilk bakışta bize tek yanlı ve yalnızca insanın yararlandığı bir ilişki gibi görünebilir;insan lar köpeklerden.sürülerini güttürmekten,terliklerini getirtmeye kadar pek çok işte yararlanırlar.Oysa daha geniş kapsamda değerlendirilirse ,bu ilişkide eşitlik ve denge olduğu pekala ileri sürülebilir.Herşeyden önce köpeklere özel tabak içinde sunulan hazır besin,av peşinde koşma zorunluluğuna göre pek büyük bir kolaylık olsa gerekir.Ama köpekler için en önemli yarar,insan ların yaratıp geliştirdikleri çevre ve ortamı paylaşıp bu çevre ve ortamdan yararlanmaktır.Sayıları yıldan yıla artan evcil köpekler insan larla aynı çevreyi paylaştıklarından dolayı yaban akrabalarına göre çok daha rahat ve güvenli bir yaşam sürebiliyorlar.İnsan lar ile köpekler arasındaki yakınlığın niteliği;insan lar ile köpeklerin birlikte çalışmaları,karın doyurmaları,oynamaları,hatta uyumaları,aynı şeylere sevinip kızmaları,birbirlerine karşı sürekli olarak uyumlu davranmaları... İşte bütün bunlar,iki farklı tür arasındaki bağlılığa gerçek bir "Symbiose-Ortak Yaşam" özelliği kazandırmış bulunuyor.
Gerçi günümüzde köpeklerin Ren geyiği kovalayıp yakalamak gibi geleneksek görevleri yavaş yavaş kayboluyor;ama buna karşın iki tür arasındaki ilişki hiç kuşkusuz sürecek hatta güçlenecektir;insan ile köpek arasında insan yönünden yaklaşık 400,köpekler yönünden yaklaşık 4.000 kuşaktan buyana gelen bağlılık boyunca,insanlar gerçekten pek değişik köpek tipleri yetiştirdirdiler.Ancak köpeklerin önemli bir özelliği;lnsanlara karşılık vermedeki "içtenlikleri ve çeviklikleri" hep korundu.
Gerçekten de insan lar öteden beri birkaç köpek yavrusu arasından birini seçerken,her zaman için kendilerine karşı uyumlu davranmaya hazır olduğunu "hal diliyle" en çok belli edeni ararlar.Çünkü ister avlanmada,ister saklı esrarı bulmada,ister sırf "can yoldaşlığı" yapmada yararlanılsın,en iyi köpek bizim isteklerimize en çabuk ve eksisksiz uyan köpektir.
Köpeklerin zekası, bağlılıkları,özverileri ile ilgili pek çok öykü dilden dile söylenir,gazetelerde,dergilerde,kitaplarda yazılır.bütün bu öyküler,köpeklerin bizim istek ve buyruklarımızı anlayıp,onlara uyabilme yeteneklerinin kanıtıdır.Kısacası,köpekler insanlara karşı diğer evcil hayvanlardan çok daha duyarlıdırlar.Hatta bazı kişiler,köpeklerinin kendilerine bir takım insanlardan daha çok anlayış gösterdiklerini ileri sürerler.
Öyleyse köpeklerin insanlar arasındaki yaşamlarının geleceği çok parlak olsa gerekir.Çünkü köpekler tüm bu özelliklerini atalarımızın "Mezolitik Çağ" sonrası verdikleri yaşam savaşını nasıl kolaylaştırmışlarsa,bugün de bizlere çağımızın "ruhsal bunalım labirentlşeri" arasında arasında yol bulmada öyle yardım edebilecek durumdadırlar.Nitekim gerek halkın ağzından,gerekse hekimlerden duyulan öğütlere göre yalnızlık,çevreden kopma,iç sıkıntısı vb gibi ruhsal bunalım ve rahatsızlıkları önlemenin ve gidermenin en kolay yolu,iyi yetiştirilmiş bir köpeğin can yoldaşlığıdır.
| Sonraki > |
|---|















